Yurt dışında kendimi kaybettim — bu normal mi?

Bugün Sezen yazıyor

Yeni bir ülke, yeni bir dil, yeni bir gökyüzü... Göç ettiğinde hayatının her boyutu değişti. Uyum sağladın, dili öğrendin, işlerini yapıyorsun. Ama içerideki bir şey hâlâ eksik.
Bu duygu sana yabancı değil: sabah kalktığında 'bugün de bir gün daha' diyorsun. Herkese 'iyiyim' deyip içinden dağılıyorsun. 'Türkiye'deki ben nereye gitti?' diye soruyorsun.
Bu hissin bir adı var: göç sonrası kimlik yeniden yapılanması. Ve bu çok daha yaygın bir deneyim — senin düşündüğünden.
Göç, sadece fiziksel bir yolculuk değil. Kimliğini, duygularını, aidiyet hissini ve kendine bakış açını temelden sarsar. Önceden bildiğin kim olduğunu — mesleğini, sosyal çevreni, kendi kültüründeki yerini — bir anda yeniden tanımlamak zorunda kalırsın.
Bu bir zayıflık değil. İki dünya arasında güç toplamakta olduğunun işareti.
Araştırmalar gösteriyor ki göç, yaşam içindeki en stresli deneyimlerden biri. Sadece dış koşullar değişmiyor — içerdeki 'ben' de sarsılıyor. Dil değiştiğinde düşüncelerin şekli değişiyor. Kültür değiştiğinde davranışların anlamı değişiyor. Sosyal çevren değiştiğinde kendini tanımlama biçimin değişiyor.
Peki ne yapabilirsin? İlk adım, bu deneyimin adını koymak. 'Kendimi kaybettim' dediğinde aslında ne kastediyorsun? Genellikle şunu:
Mesleki kimliğin belirsizleşti. Türkiye'de ne olduğun belliydi — burada yeniden kanıtlaman gerekiyor, ya da tamamen farklı bir yöne gitmek istiyorsun ama nereden başlayacağını bilmiyorsun.
Sosyal kimliğin zayıfladı. Arkadaşlıkların yüzeysel kalıyor, derinden bağlanamıyorsun. 'Beni tanıyan insanlar' özlemi yükseliyor.
Kültürel kimliğin çarpışıyor. İki kültür arasında kaldın — ne tamamen 'buralısın' ne de artık 'oradasın.' Bu arada kalma hali bitmiyor.
Bunların hepsi normal. Ve bunların hepsi geçici — eğer bilinçli bir şekilde dönüşüm sürecine girebilirsen.
Göç öncesi sen kaybolmadı. Dağılan parçalar — mesleki özgüvenin, sosyal çevren, kültürel bağların — hâlâ seninle. Mesele onları toplamak değil. Yeni hayatında, yeni şekliyle yeniden kurmak.
Bu yolculuğa yalnız başlamak zorunda değilsin. Koçluk, tam da bu noktada devreye giriyor — seni dinleyen, sana güçlü sorular soran ve kendi cevaplarını bulmana eşlik eden bir süreç.
Eğer bu satırları okurken içinden 'evet, tam da bu' diyorsan... bu sayfanın senin için olduğunu bilmeni istiyorum.
Bu yazı sana bir şeyler hissettirdiyse…
Yeni bir yazı paylaştığımızda ara sıra haber veririz. Kısa, içten, sana özel; istediğin an ayrılabilirsin.



